Read more: http://www.bloggerdersleri.com/2012/06/blogger-meta-tag-ayarlari.html#ixzz3CwTYFEk2 şöyle garip bencileyin: 21. Yüzyılda Bir Masallar Diyarı: Kuzey Kore - 1 Follow my blog with Bloglovin

6 Mayıs 2014 Salı

21. Yüzyılda Bir Masallar Diyarı: Kuzey Kore - 1


     Yorgun argın geçen bir günün ve uyuyakaldığınız gecenin akabinde, bir sabah, denizden taze çıkmış ve karaya vurmuş Leonardo DiCaprio tarzı şaşkın bakışlarla, Kuzey Kore'nin (çok özür dilerim, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti olacaktı doğrusu) başşehri Pyongyang'da uyanmış olsanız, günlük rutininiz nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Çok damdan düşer gibi oldu galiba ama... empati yapmak isteyenler için klavyemiz döndüğünce yazmaya çalışalım:
Nerdeyim ben yaw?

07:00 Kalkış: Salon, oturma odası, çocuk odası ve hatta yatak odası vazifesi gören (ev dediğimiz zaten Cem YıImaz ölçüsüyle iki dönüm) odanın başköşesinde asılı duran ve nereden baksan içerisinde üç tane tanrı (en azından yarı tanrı) bulunduran üç küçük ve çerçeveli portrenin önünde durma ve ibadet, şükür sayılabilecek hareketler yapma. (dış ses: Ey Büyük Liderim, Ey Sevgili Liderim ve Ey Taze Liderim, bahşettiğiniz nimetler için size çok teşekkür ederim. Bugün de Emperyalistlerin saldırılarından bizleri koruduğunuz için size şükran borçluyuz.) (iç ses: Eşim, babam ajan olabilir, bu devirde kimseye güven olmaz, neme lazım, ben ibadetimi aksatmayayım)

Üçü bir arada odamız... ve tabi ki baş köşede
dededen toruna üç nesil lider bir arada!
 Bunları gördün mü eğileceksin.
Boş geçersen gulaglarda yerin hazır! 

07:05 El-yüz yıkama girişimi. Bu girişim, tıslayan musluğa rağmen yapılıyor. (dış ses: Emperyalistlerle mücadelemizde, ülkeme sularım feda olsun) (iç ses: Kahretsin, gene sular akmıyor, şu rezil kovaya bir maşrapa daldırayım bari)

07:10 Kahvaltı yapma girişimi: Okula gidecek tıfıllar ve işe gidecek bireyler sofra etrafında oturur. (dış ses: Bize bu nimetleri ve ondan daha önemlisi özgürlüğümüzü kazandıran Üç Liderimize şükranlarımız sunuyoruz!)  (iç ses: Emperyalist kovalamaca ayağına yine açız, biraz küflenmiş ekmek, biraz lapa!)

07:30 İşe ve okula doğru yola koyulma: Dükkanlar, raflar boş. Yollar, boyu 1.50, kilosu 45 olan insanlar tarafından dolu, araba bakımında boş, bazen bir otobüs, bazen her tarafı dökülmüş askeri araçlar: (dış ses: Bırrrr!) (iç ses: Palto üstten, ayakkabılar alttan alıyor. Buz gibi havada yürüyeceğiz mecbur. Trafik polisi her zamanki yerinde boşa sallıyor elindeki malzemeyi. Şu tipe bak, sanırsın dünyanın en önemli işini yapıyor!)

Pek trafik yok ama trafikçi abla görevinin bilincinde!

07:50 Hoparlörlerden şevke getirici marşlar çalıyor: "Kahroslun Emperyalizm... kahrol Amerika... Sen de kahrol bu arada, Güney ve üvey kardeş!" Biraz sabah jimnastiği iyi gelir kaskatı kesilmiş, üşümüş minik ve çekik gözlü bedenlere.

08:00 İşe başlama vakti. Fabrika müdürü, elinde mikrofon anons yapıyor: "Yoldaşlarım, biliyorsunuz Emperyalist düşmanlarımızı yenmek için daha çok çalışmak zorundayız, bugün herkes, dün ürettiğinin daha fazlasını üretecek!" (dış ses: Baş üstüne Yoldaş, düşmanlarımıza karşı ülkemizi yüceltmek adına daha çok çalışacağız bugün!) (iç ses: Nereye çalışıyorsun, biraz sonra elektrikler gidecek zaten!)

Elektrikler kesilene dek biraz çalışalım bari!


09:35 "Aaaaaahhh" nidaları eşlinde elektriğin gidişi (ne sandınız, onlar da bizim gibi karşılar elektriğin gidişini). Üstünde kamuflaj rengi ceketi ile müdür yine görünür: "Yoldaşlar, biliyorsunuz dün, Sevgili Liderimizin (gözler yaşlanır) bize emaneti olan Yüce Liderimizin üstün gayret ve çabaları sayesinde, Emperyal güçlerin ödünü koparacak bir füze denemesi gerçekleştirdik (huraaaa sesleri veya ona benzer sesler işte). Dolayısıyla, bügün elektrik kesintisi her zamankinden daha uzun sürebilir... Yaşasın Yüce Liderimiz ve Halkımız (alkışlar ve gözü yaşlı feryatlar)!

12:00 Öğle paydosu. Herkes, sefer tasının kapağına asılır: (iç ses: Yine bir avuç pirinç lapası!)

12:30 Elektrik tekrar aramızda. İşe başlama.

14:30 Çay molası (yok yav... yine elektrikler gitti, malum Emperyalistler falan)!

19:00  İşe paydos: Ama gitmeden evvel bir hamasi nutka daha ne dersiniz? Uzayda fazla yer kaplamayan, fırça saçlı fabrika müdürü yine mikrofonun başında (elektrik bu, gider gelir haliyle): Yoldaşlarım, ambargonun belimizi büktüğü bugünlerde, bu sıkıntılı durumdan bir an önce kurtulmak için yarın daha fazla çalışmak zorundayız!

19:45 Eve geliş (sabahkinden uzak sürdü evet ama yolda karşılaşılan tanıdık yoldaşlarla, şöyle bir iki lafın beli kırılmasın mı canım: Konular malum, Emperyalistlerin içler acısı hali ve yanaklarından makas alınasıca, ergen irisi yeni liderimizin cephedeki kahramanlık fotoları, 2010 Dünya Kupasında Brezilya'ya nasıl çakmıştık ama muhabbeti vs). Eve geliş ve yine çok amaçlı odanın en mutena yerindeki lider triosuna sonsuz selam ve şükran.

19:50 Akşam yemeği: Aile fertleri yine sofranın etrafında. Spor çalışmaları (buna havuz olmadığı için karada yüzme antrenmanı da dahil) ve Kurtuluş Günü etkinlikleri provaları yapmaktan canı çıkmış, nefesi açlıktan kokan 20 kiloluk velet yorgunluktan bayılmak üzere. Bu akşam lapa da yok, biraz küflü ekmek, o kadar! (dış ses: Ses çıkaracak hal mi kaldı Lider aşkına!) (iç ses: Herkes yatınca belki bir haşerat yakalarım, kaldık hepten 42 buçuk kilo!)

20:00 Ana haber (her yerde aynı, hiç şaşmaz): Geleneksel kıyafetli meşhur abla yine ekranda döktürüyor; Yüce Lider uçtu, kaçtı... hain düşman al sana füze... Güney Koreliler acınacak hale geldi... sporda Emperyalist Amerikalıları yere serdik...!

Abla yine döktürüyor!

20:45 Çocuğun ödevlerine yardım etmece: Yüce Liderimizin en sevdiği renkle yapılan bir boyama... Sevgili Liderin doğum zamanında görülen olağanüstü haller konulu kompozisyon... Amerikan ve Güney Kore bayraklarına süngü saplama (temsili haliyle elbet)!

21:30 Aile fertleri ile karanlıkta (elektrik gitti tabi yine, mum da yok) ülke meseleleri üzerine fikir teatisi (arka planda guruldayan mide sesleri eşliğinde): Liderleri en çok kim seviyor? Kim ülkenin bekası için daha uzun süre aç durabilir? Son füze denemesinden sonra, ödü bilmem neresine karışan salak Amerikalıların korkak halleri. Üvey Kore'nin teknolojide bizden geri kalması ve geride kalmışlığı hazmedememesi... çok soğuk ve karlı geçen kış sebebiyle porsiyonların iyice azalması!

Samanyolu Kuzey Kore'den kim bilir ne güzel görünüyordur?!
 Pyongyang'da biraz elektrik var gibi ama
o da sadece subay ve idareci
tayfanın kaldığı binalardadır kesin.

22:00 Halvet olma temennisi (sadece temenni tabi; bir tarafta altı kişi ile dolu bir oda, diğer tarafta bomboş bir mide)!

07:00 "Ben nerde yanlış yaptım!"


... ya da... bu simülasyondan fazla hoşlanmayanlar için daha realistik bir bakış!

Bu a-acayip şeyin videolu hali daha da bir şey sanki:




1 yorum :

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil